Özel Arama

Yorum (0) Yorum yaz!

Kopyala Yapıştır

İnternetteki tüm sayfaların geneline bakıldığında farkedilirki bir konuyla alakalı aynı bilgi birden fazla sitede muhakkak yayanlanmıştır, hepsi de birbirinin aynıdır. Bir konuyla alakalı herkes fikir beyan etmek istiyo olabilir, herkes kendi bildiği kadarını kendi diliyle anlatılırsa daha güzel olmazmı, yani başkalarının kelimelerine cümlelerine sığınmak iyi bir blog çalışması için çok büyük engel. Bırakın konuları anladığınız kadar kendi cümlelerinizle anlatın, samimiyetinizi koyun ortaya, kimse okumasa bile yazdıklarınızı siz samimiyetinizi konuşturdukça muhakkak farkedilirsiniz. O yüzden blog yazarları olarak sitelerimizde paylaştığımız şeylerin gerçekten kendi kelimelerimizle ve kendi anladığımız kadarıyla olsa kendimize özgü bir üslupla anlatalım. Hem kendimizden uzaklaşmayalım, hem de interneti çöp haline getirmeyelim. Selametle.

Yorum (0) Yorum yaz!

Bir site daha

Uzun zamandır buraya yazamıyordum.Hem gündelik hayatımdan kaynaklananlardan dolayı hem de  kendime ait farklı bi çalışma yapmak istedğimdendi sanırım. ve yaklaşık bir ay önce bu isteğimi gerçekleştirmeyi başardım. wordpress tabanlı bir site açtım ve buraya göre biraz daha kurcalayarak tek tek öğrenerek yaptığım bir çalışma. İnşallah  burayada zaman zaman yazı aktarmaya çalışıcam. Buraya gelmişken diğer sayfama da bir göz atmanızı tavsiye ediyorum:)

http://www.sardag.net

istifade edilmesi duasıyla...

Yorum (0) Yorum yaz!

Güzel Bir Yemek

Helal Dairesi Keyfe Kafidir, Buyurun Rabbimin nimetlerinden birine…

 

HİNGAL (resmi bi türlü koyamadım ama inanın güzel oluyor:) )                                                                                        

 

Malzemeler ( 4 kişilik)                        

 

 5 Yumurta                                                      Hamuru İçin:

2 subardağı süt                                                Tuz

1 soğan                                                           1 Yumurta

Kırmızı pul biber                                              Su

Kuru nane

Sıvıyağ

Tuz

Sarımsak

 

Hazırlanışı:

 

Un, yumurta, tuz ve su karıştırılıp hafif sert bir hamur yapılır.

Yumurtalar ayrı bir kapta çırpılır, üzerine süt  ve tuz konup karıştırılır. Tavada soğan pembeleşinceye kadar kavrulur. Nane ve kırmızı biber koyulur. Bu karışım süt yumurta ve tuz karışımına katılır. Daha sonra hamur 2-3 cm kalınlığında açılır ve orta büyüklükte bir çaydanlık kapağı veya ona benzer bişeyle hamur kesilir ve hamurlar başparmak hamurun iç tarafına gelecek şekilde tutularak hamura torba şekli verilir. İçine biraz un serpiştirilip hazırlanan sütlü karışım  hamurun içine doldurulur ve ağızları kapatılarak bir tencerede kaynayan suyun içine atılır, pişirilir. Piştikten sonra sarımsak dövülür ve birazcık su katılır. Pişen hamurlarımızla beraber yenir, afiyet bal şeker olsunJ

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Unutulan Sünnetlerden Bazıları

  • Hayırlı işlerde sağı, adi işlerde solu kullanmak.
  • Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.
  • Yemeğe besmele ile başlamak, Allah’ın sonsuz ikram ve nimetlerini tefekkür ederek yemek, sonunda da hamd etmek.
  • Yemekte tabağın kendi önümüze gelen tarafından yemek.
  • Yerde bir sofra bezinin üstünde yemek. İhtiyaç olduğu takdirde masada da yenilebilir.
  • Yemeğe sofradakiler ile beraber başlamak.
  • Acıkmadıkça yememek, tam doymadan yemeği bırakmak.
  • Tabağa az yemek koydurtup artık bırakmamak.
  • Saf ipek ve saf altın ümmet-i Muhammed’in erkeklerine haram kılınmıştır.
  • Selamı yaymak. Selam, kelamdan önce gelir.
  • Eve girince ilk söz ev halkına selam vermek olmalıdır.
  • Selamla birlikte samimiyetle, tebessüm ederek musafahada bulunmak.
  • Musafaha ile birlikte, hürmet, samimiyet ve şefkate vesile olan kucaklaşmalar
  • yapılabilir. Süfli hisleri uyandıracak sarılmalar caiz değildir.
  • Musafahada önce eli uzatan çekmelidir. Biz çekersek buluşmadan memnuniyetsizlik manası çıkabilir.
  • İlmiyle amil din adamları ile adil devlet başkanlarının eli öpülür, beşeri hisleri yok olmuş yaşlı hanımlara selam verilebilir, gerekirse eli de öpülebilir. Yeter ki fitneye sebep olmasın.
  • Hediyeleşmek ve gelen hediyeye aynıyla veya daha güzeliyle karşılık vermek.
  • Az gülmek, gülünce kahkaha ile değil, tebessüm ederek gülmek. Mütebessim olmak.
  • Çoğu zaman susmak, tefekkür etmek, ihtiyaç olunca konuşmak.
  • Tane tane, orta bir ses tonuyla konuşmak. Çok mühim şeyleri üç defa tekrar etmek.
  • Konuşmaya Allah’ın adıyla başlamak ve Allah’ın adıyla bitirmek.
  • Nefsi ve dünyalık bir şey için öfkelenmemek. Bir hak zayi olduğunda ve uhrevi meselelerde, Allah ve din hakkı için öfkelenmek.
  • Doğru sözle şaka ve mizah yapmak.
  • Boş işler (malayani) ile iştigal etmemek.
  • Uyku için yatınca önce sağ tarafına yatmak, sağ yanağını sağ avucunun içine koymak ve o günün muhasebesini yapmak.
  • Yüzükoyun yatmamak.
  • Yatağa girdiğinde avuçları açık olarak birleştirerek İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyup avucunun içine üfleyip sonra bütün vücudunu sıvazlamak, bunu üç defa tekrarlamak.
  • Beyaz giymek.
  • Mest giymek.
  • Ayakkabı giyerken önce sağdan başlamak, çıkarırken de önce soldan çıkarmak.
  • Takke ve sarıkla başı kapatıp namazı öyle kılmak.
  • Soğan ve sarımsak kokusuyla mescid ve meclislere yaklaşmamak.
  • Üzerinde kudsi kelimeler ve ayetler yazılı eşya ile tuvalet ve pis yerlere girmemek.
  • Misafire elinde bulunandan ikramda bulunmak. Misafir ve ziyaretçileri temiz bir kılık kıyafetle karşılamalı.
  • Aksırınca sesi az yükseltip, “Elhamdülillah” demek. Böyle diyene de “Yerhamükellah” demek. Bize dediklerinde “Yehdina ve yehdikümüllah” diye cevap vermek. Bu üçe kadar böyle mukabele şeklinde devam edebilir. Üç defadan fazla aksıran olursa, nezleden aksırmıştır ve mukabele gerekmez.
  • Esnemeyi mümkün olduğu kadar gizlemek. Ağzı elle kapayarak gidermeye gayret etmek. Namazda iken esneme gelirse, ayakta ise sağ elin, diğer hallerde ise sol elin tersi ile ağzı kapatmak münasip olur.
  • Davete icabet ve hediyeyi kabul etmek.
  • Kapıyı üç defa vurmak, cevap verilmezse geri dönüp gitmek. “Kim o?” diye sorulduğunda, “Benim.” dememek, kendimizi açık bir şekilde tanıtmak, maksadımızı belirtmek. Kapının tam karşısında durup içeriyi gözleme durumunda bulunmamak. Biraz kenarda durarak, ailedeki mahremiyeti görmekten içtinap etmek.
  • Ayakta bevletmemek. Tuvalette idrar saçıntısından, korunmak. Hadiste kabir azabının çoğunun idrar saçıntısından ileri geldiği bildirilmiştir. Tuvalete ihtiyaç için oturduğu vakit ön ve arkanın kıbleye karşı dönük olmaması gerekir.
  • Banyo yapılan yere bevletmemek. Çünkü vesvesenin çoğu bundandır.
  • İnsanların istifade ettiği gölgeliklere, yol ve yol kenarlarına, çeşme ve pınarlara bevletmemek, pisletmemek ve de tükürmemek. Hadiste, bunu yapanların lanetlenmesinden korkulacağı bildirilmiştir.
  • Kasık ve koltuk altı temizliğine titizlik göstermek. Buralardan ayrılan parçalar temizken ayrılmasına da dikkat etmeli ve cünüp iken buraları tıraş etmemelidir. Bu tür temizlik caiz olsa da sünnete uygun değildir.
  • Büyük ve umumi banyolarda tesettürle yıkanmalı, peştamal kullanılmalı.
  • Mümkünse her abdest alışta misvak (fırça) kullanmak.
  • Diyanet İşleri Başkanlığının neşrettiği misvak hadisi tercümesinde şöyle bir hüküm mevcuttur: “Misvaktan kasıt dişlerin temizlenmesi, ağız içindeki kötü kokunun giderilmesi ve mikropların yok edilmesidir. Bunu temin eden Erek ağacından başka fırçalar da varsa, o da misvak yerini tutar.”
  • Emin ve muttaki insanlarla istişare etmek, neticedeki karara tevekkülle uymak.
  • Cömertlik. “Cömert Allah’a yakın, cimri ise Allah’a uzaktır. Cömertlik kökü cennette olan bir ağacın dünyaya sarkmış dalıdır. Kim o dala tutunursa o dal onu cennete çeker.”
  • Çok tefekkür etmek. “Tefekkür gafleti izale eder. Ölümü tefekkür etmek fani lezzetleri acılaştırır. Eşyanın üzerindeki fena damgasını gösterir.”
  • Borçlanmalarda durumu yazıyla veya bir şahitle tevsik etmek. Böyle bir tedbir asla itimatsızlık sayılmaz. Anlaşmalarda değişik tevil ve tefsirlere yol açacak boşluklar bırakılmamalıdır. Durumu net olarak tespit etmek lazımdır.
  • Bir yakını vefat eden Müslüman kardeşini teselli ederek taziyede bulunmak. “Allah merhuma rahmet etsin.” şeklinde dua yapılır. Taziye ziyareti vasati üç gün içinde yapılır. Üç günden sonraki ziyaretlerde vefatı hatırlatıp hüznü deşmek uygun olmaz. Evinden cenaze çıkan kimseler üzüntüden dolayı yemek hazırlayıp sofra kuramazlar. Bunun için vefalı komşular bir müddet bu eve yemek getirirler. Böylece hüzünlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar. Cenaze sahibi üç gün kendisine kolayca erişilebilecek bir ortam hazırlar ve böylece kardeşlerinin taziyede bulunabilmelerine imkan tanınmış olur
  • Ölmüş kimseleri hayırla yad etmek.
  • Mevtanın ardından yüksek sesle ve çırpınarak, saç baş yolarak ağlamamak. Böyle yapmak kadere itiraz ve Cenabı Hakkın takdirini itham etmek olur. Ayrıca bu mevtaya iyilik değil azaba vesile olur.
  • Sekerat halindeki hastalara “La ilahe illallah, Muhammedün rasulullah.” şeklinde telkinde bulunmak. Hastanın dudaklarını temiz ve ıslak bir bezle sulandırıp kurumamasını sağlamak. Ölüm vaki olup son nefes verilince, okumalar durdurulur ve cenazenin uzağında devam edilebilir. Çenesinin açık kalmaması için mendil ve benzeri şeylerle başa bağlanır. Gözleri açık ise kapatılır.
  • Kabirleri ziyaret etmek. Gafleti dağıtır ve uhrevi tefekküre vesile olur. Kabristanın kapısına yaklaşınca, kabir halkına gizlice selam verilir. “Ey kabir sakinleri, esselamu aleyküm. Sizler bizden önce geldiniz, bizler de sizleri takip edeceğiz. Size Allah’tan af ve mağfiret dileriz.” Şeklinde selam ifade edilebilir. Sonra ziyaret edilecek merhumun ayakucu tarafından yaklaşılır. Yüzüne müteveccihen veya kıbleye karşı durulur. Kur’an ve dualar okunabilir. Ziyaret esnasında mezarları çiğnemek mekruhtur. Şayet geçip gitmek için başka müsait yol yoksa, merhuma sevap hediye edilerek, geçilebilir. Mezar üzerindeki yeşillikler yolunmaz, bilakis çiçekler ekilir. Kurumuş otlar ayıklanır.
  • Hasta akraba, dost ve arkadaşları ziyaret etmek. Onlara teselli ve ümit vermek. Ziyareti uzun tutmamak. Hastanın hoşa gitmeyecek hallerini başka yerde anlatmamak.
  • Sıla-i rahimde bulunmak. “Akrabayla alakayı kesen bir kimsenin bulunduğu meclise Allah’ın rahmeti inmez.”
  • Zemzem suyunu hürmeten ayakta ve kıbleye karşı dönerek içmek.
  • Anne-babaya itaat etmek, onlara ihsanda bulunmak, kalplerini kırmamak ve hayır dualarını almak.

Yorum (2) Yorum yaz!

Gençlik Elbet Gidecek Öyleyse...

 EYVAY GENÇLİĞİM DEMEMEK İÇİNN…

 

Elhâsıl, gençlik gidecek. Sefahette gitmiş ise, hem dünyada, hem âhirette, binler bela ve

elemler netice verdiğini ve öyle gençler ekseriyetle sû’-i isti’mal ile, israfat ile gelen

evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sef’âlethanelere

ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;

hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. Elbette hastahanelerin

ekseriyetle lisan-ı halinden, gençlik saikasıyla israfat ve sû’-i isti’malden gelen

hastalıktan eninler, eyvahlar işittiğiniz gibi; hapishanelerden dahi, ekseriyetle gençliğin

taşkınlık saikasıyla gayr-ı meşru dairedeki harekatın tokatlarını yiyen bedbaht

gençlerin teessüflerini işiteceksiniz. Ve kabristanda ve mütemadiyen oraya girenler için

kapıları açılıp kapanan o âlem-i berzahta -ehl-i keşfü’l-kuburun müşahedatıyla ve

bütün ehl-i hakikatın tasdikıyla ve şehadetiyle- ekser azablar, gençlik sû’-i isti’malâtının

neticesi olduğunu bileceksiniz. Hem nev’-i insanın ekseriyetini teşkil eden ihtiyarlardan

ve hastalardan sorunuz. Elbette ekseriyet-i mutlaka ile esefler, hasretler ile Eyvah

gençliğimizi bâd-ı heva, belki zararlı zayi’ ettik. Sakın bizim gibi yapmayınız.

diyecekler. Çünki:

Beş on senelik gençliğin gayr-ı meşru zevki için, dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azab ve zarar ve âhirette cehennem ve sakar belasını çeken âdem, en acınacak bir halde olduğu halde [اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ][لاَ يُنْظَرُ لَهُ] sırrıyla hiç acınmaya müstehak olamaz. Çünki zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir.

   

Cenab-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin, âmîn..

{Gençlik Rehberi, 27-28-29} 

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Biraz Gülümseme 1:)

Hastane hizmetleri ile sağlık konularının yer aldığı ve Diyarbakır

Devlet Hastanesi'nce çıkarılan dergide, doktorlara çeşitli

şikayetlerini anlatan hastaların şiveli ve ilginç sözlerle dile

getirdikleri şikayetler şöyle yer

aldı:

 

'' Doktor bey bacaklarımda valiz (varis) var

 

Tansiyonum yukarı gelmeyi

 

Başım yani

 

Bende süpertansiyon var

 

Bizim çocuk ortalık derdine tutulmuş (Grip)

 

Yarım yarım öksürüyem

 

Bende Habitat B var mı? (Hepatit B)

 

Propostodan ameliyat oldum (Prostat)

 

İdralim ayni ayran gibi

 

Kanımda bi değişiklik hissediyom

 

Ara sıra kalbim çarpıştırıyor

 

Arakere çarpıntım oluyor

 

Kafamda bi çırlama var

 

Benim bağırsaklarım zehirli gaz yapıyo

 

Doktor bey benin şikayetim bir şu mıntıkadan, şu mıntıkaya kadar

 

Karnım gırıl gırıl

 

Boğazlarım gıdık gıdık gıdıklanıyi

 

Tüm tüy diplerim ağrıyo

 

Vücuduma vakitsizlik geliyor doktor bey (Halsizlik)

 

Nefesimi aşağıdan alıp yukarı veremiyom

 

Doktor bey 3 günde zor durdurdular benim tansiyonumu

  

Yaş 73 öbür taraftan çağırıler, ama gene de canım gitmek istemiyi

 

Dün gece çok yüreğim dövündü :):

 

Midemde hıkır hırık baloncuklar oluşiyi :)

 

(alıntı)

Yorum (0) Yorum yaz!

EL Kulubud Daria 1

 

إِلٰهِي غَلَّقَتِ الْمُلُوكُ أَبْوَابَهَا، وَبَابُكَ مَفْتُوحٌ لِلسَّائِلِينَ * إِلٰهِي غَارَتِ النُّجُومُ، وَنَامَتِ الْعُيُونُ، وَأَنْتَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ، اَلَّذِي ﴿لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ﴾ إِلٰهِي فُرِشَتِ الْفُرُشُ وَخَلَا كُلُّ حَبِيبٍ بِحَبِيبِهِ، وَأَنْتَ حَبِيبُ الْمُجْتَهِدِينَ، وَأَنِيسُ الْمُسْتَوْحِشِينَ * إِلٰهِي إِنْ طَرَدْتَنِي عَنْ بَابِكَ فَإِلَى بَابِ مَنْ أَلْتَجِي * إِلٰهِي إِنْ قَطَعْتَنِي عَنْ جَنَابِكَ فَجَنَابُ مَنْ أَرتَجِي * إِلٰهِي إِنْ عَذَّبْتَنِي فَإِنِّي مُسْتَحِقٌّ لِلْعَذَابِ وَالنِّقَمِ، وَإِنْ عَفَوْتَنِي فَأَنْتَ أَهْلُ الْجُودِ وَالْكَرَمِ * يَا سَيِّدِي لَكَ أَخْلَصَ الْعَارِفُونَ، وَبِفَضْلِكَ نَجَا الصَّالِحُونَ، وَبِغُفْرَانِكَ أَنَابَ الْمُقَصِّرُونَ، يَا جَمِيلَ الْعَفْوِ أَذِقْنِي بَرْدَ عَفْوِكَ وَحَلَاوَةَ مَعْرِفَتِكَ، وَإِنْ لَمْ أَكُنْ لِذٰلِكَ أَهْلًا، فَإِنَّكَ أَهْلُ التَّقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ.

Ey Yücelerden Yüce Rabbim! Bütün mal ve mansıp sahipleri kapılarını sürmelediler. Sen’in yüce dergahının kapısı ise asla kapanmaz ve dilekte bulunanlara her zaman açıktır.

Ya Rabbî, Ya İlahî! Yıldızlar gaybûbet âlemine, gözler de uykuya daldılar. Sen ise, ey Rabbim, Hayy’sın, Kayyûm’sun; uykudan, uyuklamadan sonsuz defa münezzeh ve müberrâsın.

Ya Rab! Gece, karanlığıyla mevcûdâtın üzerini örtünce döşekler de seriliverdi ve sevenler sevdikleriyle başbaşa kaldılar. Sen, Sen’in yolunda, Sana ulaşma istikametinde cehd ü gayret içinde bulunanların biricik sevgilisi, (benim gibi) yalnızlık gurbetine maruz kalanların da yegane enîsisin!

Ya İlâhî! Ulu dergâhına sığınan bu kimsesiz kulunu kapından kovacak olursan ben gidip hangi kapıya iltica edebilirim ki! İlâhî! Yakınlığından mahrum edersen beni, o zaman ben kimin yakınlığını umabilirim ki! İlâhî! Şayet Sen bana azap etmeyi murad buyurursan, ben biliyorum ki, cezalandırılmaya fazlasıyla müstehakım! Fakat affınla sarıp sarmalarsan, o da Sen’in lütfun ve keremindir.

Ya Seyyidî, ya İlâhî! Marifet erbabı kulların Sen’i bulduklarında Sen’den başka ne varsa hepsinden yüz çevirmişlerdir. Salih kulların Sen’in fazlınla necâta ermişlerdir. Taksîratı pek çok günahkarlar da “Tevbe, ya Rabbi!” deyip yine Senin kapına yönelmişlerdir.

Ey affı güzel Rabbim! Ne olur, affının serinliğini ve marifetinin halâvetini benim ruhuma da duyur ve beni onlarla doyur! Her ne kadar ben bunlara lâyık olmasam

bile, haşyetle önünde iki büklüm olup ikâbından sakınılmaya lâyık olan da, mücrimlerin günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız Sen’sin!     

 

www.herkul.org

 

Yorum (0) Yorum yaz!

El Kulubud Daria 3

 

فَظَنِّي فِيكَ يَا رَبِّ جَمِيلٌ                                    فَحَقِّقْ يَـا إِلٰهِي حُسْنَ ظَنِّي

 

إِلٰهِي لَا تُعَذِّبْنِي فَإِنِّي                            مُقرٌّ بِالَّذِي قَدْ كَانَ مِنِّي

يَظُنُّ النَّاسُ بِـي خَيْراً فَإِنِّي                     أَشَرُّ الْخَلْقِ إِنْ لَمْ تَعْفُ عَنِّي

 

إِلٰهِي عَبْدُكَ الْعَاصِي أَتَاكَا                                   مُقِرّاً بِالذُّنُوبِ وَقَدْ دَعَاكَا

فَإِنْ تَغْفِرْ فَأَنْتَ أَهْلٌ لِذَاكَا                      وَإِنْ تَطْرُدْ فَمَنْ يَرْحَمْ سِوَاكَا

 

إِلٰهِي تُبْتُ مِنْ كُلِّ الْمَعَاصِي                    بِإِخْلَاصٍ رَجَاءً لِلْخَلَاصِ

أَغِثْنِي يَا غِيَاثَ الْمُسْـتَغِيثِينَ                    بِفَضْلِكَ يَوْمَ يُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي

 

İlahî! Sen fazl u kerem ve izzet ü ikram sahibisin; benimse tek sermayem hatalarım ve günahlarım; ne olur kulunu affet!

İsyankar isem de affına olan ümidim hiç sarsılmadı; diliyor ve dileniyorum; kapıkulunu umduklarına nâil et!

 

İşte huzurundayım ve suçlarımı itiraf ediyorum; merhametinle muamelede bulun ve bu âciz bendeni azaba dûçar kılma!

Halk hep sâlih bir insan olduğumu düşünüyor; halbuki ben onların en kötüsüyüm; merhametine iltica ediyorum; beni bana bırakma!

 

İlâhî! Asî kulun yine kapına geldi; (dağlar azametindeki) günahlarını ikrar edip, ellerini Sana açıyor ve sadece Sana açar,

Şâyet Sen mağfiret edersen, hiç şüphesiz o Sen’in şânındandır; kovarsan dergahından, beni Sen’den başka kim affedebilir?!

 

İlâhî! Gönlümde nedâmet hisleri, bütün masiyetlerime “tevbe!” diyor ve kurtuluş fermanımı bekliyorum.

Hesabın pek ince olduğu o şedîd günde, ey yardım talebinde bulunanların biricik yardımcısı, nâçâr, Sen’in yardımını istiyorum.

 

www.herkul.org

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Veda Hutbesi

 

Bismillahirrahmanirrahim, 

 

Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Belki bu seneden sonra sizinle bir daha burada buluşup buluşamayacağımı bilmiyorum.

Ey insanlar! Bugününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur.

Ashabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız; sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizi öldürmeyiniz. Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak muhafaza edebilir.

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermeniz gerekir. Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emri ile faizcilik artık yasaktır. Cahiliyeden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.
Ashabım! Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rabia'nın kan davasıdır.

Ey insanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurma gücünü ebedî surette kaybetmiştir. Fakat siz, bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları vardır. Onların hakları; örfe göre her türlü yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Ey Müminler! Size iki emanet bırakıyorum ki onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emanetler Allah kitabı Kur'an ve Rasulü'nün Sünnetidir.

Ey Müminler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz etmeniz helâl değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine verilmiş olsun.
Ashabım! Kendinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana TAKVA dışında bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak TAKVA'dadır. Allah yanında en makbul olanınız en çok TAKVA sahibi olanınızdır.

Herkes kendi işlediği suçtan sorumludur. Baba oğlunun, oğlu da babasının suçundan mesul değildir.

Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayınız: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayınız. Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı cana haksız yere kıymayınız. Zina etmeyiniz. Hırsızlık yapmayınız.

Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar ne dersiniz?

Ashab: " Allah'ın dinini tebliğ ettin. Görevini hakkıyla yaptın. Bize nasihat ve vasiyette bulundun diye şehadet ederiz " dediler.

Bunun üzerine Allah'ın Rasulü:
"Şahit ol ya Rab !","Şahit ol ya Rab !","Şahit ol ya Rab !" dedi.

Yorum (2) Yorum yaz!